Sevgiliyle Gün İçinde Ne Konuşulur?
Sevgi, bazen en sıradan anlarda, bir kelimeyle ya da bir bakışla büyür. Herkesin sevgilisiyle paylaştığı sohbetler farklıdır; ama günümüzde, konuşmaların içeriği toplumsal cinsiyet rollerinden, sosyal adalet arayışlarına kadar pek çok farklı unsura dayanır. Bugün, İstanbul’un kozmopolit sokaklarından, toplu taşımadaki o samimi ama bir o kadar da garip sohbetlerden, işyerindeki gözlemlerimden yola çıkarak, “Sevgiliyle gün içinde ne konuşulur?” sorusunu toplumsal cinsiyet, çeşitlilik ve sosyal adalet perspektifinden inceleyeceğim.
Toplumsal Cinsiyet ve İletişim
İstanbul’un kalabalık caddelerinde yürürken, insanların birbirleriyle kurduğu iletişimi gözlemlemek bana her zaman farklı bakış açıları kazandırır. Şöyle düşünün: Bir erkek ve bir kadın arasında geçen sıradan bir diyalog, toplumsal cinsiyet rollerine göre şekillenir mi? Cevap kesinlikle evet. Özellikle romantik ilişkilerde, toplumun erkeksi ve dişil olarak belirlediği kalıplar ne kadar farkında olmasak da bazen bizim de davranışlarımıza yön verir.
Bir arkadaşım geçenlerde sevgilisiyle konuştuğundan bahsediyordu. Sohbet, ne kadar dinamik ve derin olursa olsun, konular arasında hep “günlük rutinler” ve “evin işleri” geçiyordu. Erkek arkadaşı, iş yerindeki stresini, yeni aldığı projeyi anlatırken, kadın arkadaşım daha çok evdeki düzenin nasıl gittiğinden, mutfakta hangi malzemeleri kullandığından bahsediyordu. İşin ironik tarafı, toplumsal cinsiyet rollerinin altını çizen bu konuşmalar, çoğunlukla bilinç dışı yapılıyor. Kadınlar, hâlâ çoğu zaman ev içindeki sorumluluklarla, erkekler ise dış dünyadaki sorumluluklarla konuşuyor.
Tabii ki, bu kalıp, her ilişkide geçerli değil; ama gözlemlerime dayanarak, bazı sohbetlerde bu farklar sıkça ortaya çıkabiliyor. Toplumda kadınların daha çok duygusal, erkeklerin ise daha çok mantıklı konuşmalar yaptığına dair yaygın bir görüş var. Bu algı da, ilişkilerde gündelik konuşmaların genellikle bu kalıplar üzerinden şekillenmesine neden oluyor. Ancak günümüzde bu kalıpları aşmaya çalışan çiftler de var.
Çeşitlilik ve Farklı Bakış Açıları
İstanbul’daki hayatın çeşitliliği, sevgililerin sohbetlerine de yansıyor. Farklı etnik kimliklere, farklı cinsel yönelimlere sahip bireyler, ilişkilerinde toplumsal cinsiyet rollerinin dışına çıkarak, daha özgür ve farklı bir iletişim dili geliştirebiliyorlar. Örneğin, LGBTİ+ bireylerin sevgilileriyle ne konuştuğu sorusu, heteroseksüel bir ilişkiyle kıyaslandığında daha fazla sınır tanımıyor gibi görünüyor. Çünkü LGBTİ+ bireyler, ilişkilerinde çok daha fazla özgürlük ve eşitlik talep ediyorlar.
Bir arkadaşım, ilişkilerinde toplumsal normlara uymayan bir dil geliştirdiğini anlatmıştı. Erkek sevgilisiyle olan konuşmalarında, klasik erkeklik ve kadınlık rollerine göre şekillenen bir dil kullanmıyorlardı. Onlar, daha çok eşitlik, özgürlük ve herkesin birbirini olduğu gibi kabul etmesi gibi temalar üzerine konuşuyorlardı. Bu, aslında toplumdaki genel bir baskıya karşı yapılan bir tür dil devrimiydi.
Öte yandan, bazı çiftler ise toplumsal normlardan çok da uzaklaşmıyorlar. Bir kafede otururken, önümüzdeki masada bir çiftin konuşmalarını dinlerken, kadının, erkeğe sürekli “Beni anladın mı?” diye sorması, erkekten ise sürekli “Evet, anladım.” yanıtlarını almak, bu kalıpların ilişkilere nasıl yansıdığını gösteriyor. Bu diyalog, aslında sevgiliyle gün içinde ne konuşulur? sorusunun derinlikli bir yansımasıdır: Çünkü burada, dil sadece bir iletişim aracı değil, aynı zamanda bir güç dinamiği de taşır.
Sosyal Adalet ve İletişim
Bir ilişkinin gündelik konuşmalarında, sosyal adaletin etkilerini de görmek mümkün. Bazı çiftlerde, özellikle de daha bilinçli ve eşitlikçi bir yaklaşım benimseyenlerde, birbirlerine sosyal adaletle ilgili sohbetler açmak önemli bir yere sahip. Çiftler, gün boyunca iş yerlerinde karşılaştıkları ayrımcılık, ırkçılık veya cinsiyetçilikle ilgili konuşabilirler. Bu, özellikle kadınların erkek egemen ortamlarda karşılaştığı zorluklarla ilgili paylaşılan deneyimlerle ilgili bir sohbet olabilir.
Bir arkadaşım, iş yerinde yaşadığı cinsiyetçi bir durumu sevgilisiyle paylaştığında, erkek arkadaşı hemen olaya müdahale etmiş ve “Bu kabul edilemez.” gibi bir tepki vermişti. Bu tür sohbetler, aslında sadece bir ilişkinin güç dinamiklerini değil, toplumsal yapıları da sorgulayan bir yol açar. Eğer çiftler, birbirlerini sadece sevgili olarak değil, aynı zamanda toplumsal adalet anlayışına sahip bireyler olarak da görüyorsa, gün içindeki konuşmalar daha derin ve anlamlı hale gelir.
Sonuç
Sonuçta sevgiliyle gün içinde ne konuşulacağı, her bireyin kişisel deneyimlerinden ve yaşadığı toplumdan büyük ölçüde etkileniyor. Toplumsal cinsiyet, çeşitlilik ve sosyal adalet gibi faktörler, ilişkilerdeki konuşmaların biçimini ve içeriğini doğrudan şekillendiriyor. İstanbul’un sokaklarında, iş yerlerinde, toplu taşımada gözlemlediğim kadarıyla, bazı çiftler hâlâ toplumsal normlara sıkı sıkıya bağlı kalırken, diğerleri daha özgür, eşitlikçi ve adil bir dil geliştirmeye çalışıyor. Bu da demek oluyor ki, sevgiliyle gün içinde konuşulanlar, her ilişkiye özgü bir süreçtir ve bu süreç, sosyal yapıyı, toplumsal cinsiyet rollerini ve adalet anlayışını yansıtan bir dil oluşturur.