İran’ın en ünlü yapısı nedir? diye İzmir kafelerinde başlayan tartışma
Merhaba! Brot sayfasında bugün “İran’ın en ünlü yapısı nedir” konusunu tüm yönleriyle ele alıyoruz.
İzmir’de yaşıyorum. 25 yaşındayım ve arkadaş grubumda “konu nereden nereye geldi” uzmanıyım. Bir gün kahvede oturuyoruz, konu tamamen masum: tost mu kumru mu daha iyi?
Beş dakika sonra biri aniden soruyor:
“İran’ın en ünlü yapısı nedir?”
Sessizlik.
Sonra ben, hiç istemeden, ama sanki hayatım boyunca bu an için hazırlanmışım gibi konuşuyorum:
“Abi muhtemelen Persepolis… ama bak bu sorunun net cevabı yok gibi.”
Masada biri çayını yanlışlıkla burun yoluna kaçırıyor. Diğeri telefondan bakıyor ama o bakış var ya… “ben aslında TikTok’a bakıyorum ama seni dinliyorum gibi yapıyorum” bakışı.
Ben içimden düşünüyorum:
“İşte yine başladık… basit soru, egzistansiyel tartışma.”
Ama gerçek şu ki, İran’ın en ünlü yapısı nedir? sorusu düşündüğünüzden daha tehlikeli bir soru. Çünkü bir kere açıldı mı, kahve soğur, tost unutulur, hayat sorgulanır.
Persepolis: taşların bile “ben tarih yazdım” dediği yer
Evet, dönüp dolaşıp geldiğimiz yer: Persepolis.
İran’ın en ünlü yapısı nedir? diye sorulduğunda çoğu kişinin aklına gelen ilk ciddi cevap burası. Antik Pers İmparatorluğu’nun törensel başkenti. Taş sütunlar, kabartmalar, devasa merdivenler… Yani öyle “selfie çekeyim de story atayım” yeri değil. Orada selfie çeksen bile kamera sana “biraz saygılı ol” diye uyarı veriyor gibi.
Bunu düşündükçe içimden şu geçiyor:
“Benim evdeki kitaplığım bile bu kadar düzenli değil, adamlar milattan önce saray yapmış.”
Bir de arkadaş ortamında şöyle bir sahne var:
— “Persepolis neydi ya?”
— “Futbol takımı gibi bir şey mi?”
— “Abi sus.”
Ben o an devreye giriyorum:
“Bak Persepolis aslında antik bir şehir. Ama öyle sıradan şehir değil. Tören merkezi falan…”
Cümle bitmeden biri araya giriyor:
“Yani Airbnb yok mu orada?”
Ve ben… içten içe çöküyorum ama dıştan gülüyorum.
İran’ın en ünlü yapısı nedir? sorusuna benim iç sesim
Şimdi dürüst olayım. Ben bu tarz sorularda hep ikiye bölünüyorum.
Bir tarafım “cevabı net ver, geç” diyor.
Diğer tarafım ise “bir dakika, bu sorunun altında yatan varoluşsal kriz ne?” diye düşünüyor.
Mesela yürürken bile bazen beynim şöyle çalışıyor:
“İran’ın en ünlü yapısı nedir? Persepolis mi? Yoksa İsfahan’daki Naqsh-e Cihan Meydanı mı daha etkileyici? Ya da Tahran’daki Azadi Kulesi modern sembol olarak daha mı güçlü?”
Sonra önümdeki kaldırım taşına takılıyorum.
Gerçek hayat:
“Dikkat et.”
İç ses:
“Sen önce yürümeyi öğren, sonra medeniyet tartışırsın.”
Ama yine de duramıyorum. Çünkü İzmir’de büyümüş biri olarak sürekli kıyas yapma hastalığım var. Kordon’da otururken bile beynim şunu yapıyor:
“Bu manzara güzel ama Pers İmparatorluğu olsa ne yapardı?”
İzmir arkadaş grubu ve İran’ın en ünlü yapısı nedir? krizleri
Arkadaş grubumda bilgi yarışması gibi bir düzen var ama kimse kabul etmiyor.
Bir gün yine sahilde oturuyoruz. Konu açılıyor:
— “İran’ın en ünlü yapısı nedir?”
— “Bence cami falan vardır ya.”
— “Her ülkede cami var zaten kral.”
— “Tamam işte İran camisi.”
Ben derin nefes alıyorum. Çünkü burada devreye “fazla düşünen ama bunu saklamaya çalışan kişi” rolüm giriyor.
Diyorum ki:
“Aslında İran’da İsfahan’daki İmam Camii çok ünlü. Mimarisi falan aşırı detaylı.”
Arkadaşlardan biri:
“Abi sen bunu nereden biliyorsun ya, Wikipedia mı ezberledin?”
Ben:
“Hayır… yani… kafamda gereksiz dosyalar var.”
İç ses:
“Evet, %90’ı kullanılmayan bilgilerle dolu bir disk.”
Sonra konu yine dağılıyor:
“Peki Persepolis’e gidersek orada Wi-Fi var mı?”
Hayat bazen gerçekten çok komik.
İran’ın en ünlü yapısı nedir? sorusu neden bu kadar kafa karıştırıyor?
Çünkü tek bir cevap yok.
Persepolis var: tarih
Azadi Kulesi var: modernlik
İsfahan Meydanı var: estetik
Köprüler var: romantizm (evet köprü romantizmi diye bir şey var, İzmir Kordon versiyonu gibi ama daha taşlısı)
Ve ben bunu düşündükçe şuna dönüyorum:
“Ya aslında bu soru sadece bir yapı sorusu değilse?”
Çünkü bazen insanlar “İran’ın en ünlü yapısı nedir?” diye sorarken aslında şunu soruyor olabilir:
“Bu ülke neyi temsil ediyor?”
Ama bunu kahvede böyle söyleyince kimse dinlemiyor. En fazla garson çayı tazeliyor.
İran’ın en ünlü yapısı nedir? sorusunun şehir hayatıyla çarpışması
Önerdiğimiz İçerik: İran'ın en önemli özelliği nedir ?
İzmir’de günlük hayat hızlı ama bir o kadar da dağınık.
Sabah işe giderken otobüste kulaklık takıyorum. Dışarıda trafik, içeride düşünceler.
Bir anda aklıma geliyor:
“İran’ın en ünlü yapısı nedir?”
Ve kendime sinir oluyorum:
“Senin şu an tek düşünmen gereken şey iş yetiştirmek.”
Ama beynim inatçı:
“Hayır. Önce Persler, sonra Excel.”
İş yerinde bile bazen kısa devre yaşıyorum.
Bir toplantıda patron diyor ki:
“Bu projeyi nasıl büyütürüz?”
Ben içimden:
“Persepolis’i 2500 yıl önce nasıl inşa ettiler acaba?”
Sonra gerçek hayata geri dönüyorum:
“Eee… daha iyi pazarlama yapabiliriz.”
Hayatım bazen iki sekme arasında gidip geliyor gibi.
İran’ın en ünlü yapısı nedir? ve modern yapıların gölgesi
Sadece antik yapılar değil, modern İran da ilginç.
Tahran’daki Azadi Kulesi var mesela. İlk gördüğümde aklıma şu geldi:
“Bu kule mi, yoksa fütüristik bir tost makinesi mi?”
Yanlış anlaşılmasın, çok etkileyici bir yapı. Ama beynim her şeyi biraz saçma yorumlamayı seviyor.
Sonra İsfahan Köprüleri geliyor aklıma. Özellikle gece ışıklandırmaları… orada yürüyen insanların sohbetleri, suyun sesi…
Ve ben İzmir’de Kordon’da yürürken şunu düşünüyorum:
“Bizde de böyle köprü olsa ne olurdu? Muhtemelen altında balık ekmek satılırdı.”
İran’ın en ünlü yapısı nedir? sorusunun romantik tarafı
Garip ama gerçek: bu soru bazen romantik bile olabiliyor.
Çünkü bir yapıyı öğrenirken aslında bir kültürü öğreniyorsun.
Mesela Persepolis’i düşünürken sadece taşları değil, o taşların altında yaşayan insanları da düşünüyorsun.
Ben bazen sahilde tek başıma yürürken şunu söylüyorum içimden:
“İnsanlar binlerce yıl önce de bir şeyler inşa ediyordu, şimdi ben burada hayatımı düzene sokmaya çalışıyorum.”
Biraz dramatik olabilir ama İzmir gün batımı bunu kaldırır.
İran’ın en ünlü yapısı nedir? sorusuyla kendi kafamda yaptığım yolculuk
En komik taraf şu: Bu soruyu ilk duyduğumda sadece “Persepolis” diye cevap verip geçebilirdim.
Ama ben geçemiyorum.
Çünkü beynim küçük bir araştırma ofisi gibi çalışıyor. Her soruyu büyütüyor, dallandırıyor, bazen de gereksiz yere duygusallaştırıyor.
Mesela dün akşam evde pizza yerken düşündüm:
“İran’ın en ünlü yapısı nedir?”
Pizza dilimi elimde, Google yok, ama zihnimde koca bir antik şehir var.
Sonra kendi kendime dedim:
“Sen normal bir insan gibi sadece pizza yesen olmaz mı?”
Ama olmaz.
Çünkü bazı sorular sadece bilgi değil, hayal gücü de istiyor.
İran’ın en ünlü yapısı nedir? ve arkadaşlarla bitmeyen döngü
Arkadaşlarla tekrar bir sahne:
— “Abi en ünlü yapı Persepolis mi?”
— “Evet.”
— “Kesin mi?”
— “Bak kesin dedim.”
— “İyi o zaman.”
Beş dakika sessizlik.
Sonra biri:
“Peki Persepolis’te döner var mı?”
Ve döngü yeniden başlar.
Ben sadece gülüyorum ama içimden şunu düşünüyorum:
“Belki de önemli olan doğru cevap değil, bu sorunun bizi ne kadar konuşturduğu.”
Brot olarak her zaman en iyi içeriği sunmak için çalışıyoruz. “İran’ın en ünlü yapısı nedir” konusunda daha fazlası için takipte kalın!
İran’ın en ünlü yapısı nedir? sorusunun bende bıraktığı şey
Şunu fark ediyorum: Bu soru aslında bir bilgi sorusu değil, bir merak tetikleyicisi.
Persepolis’i, İsfahan’ı, Azadi Kulesi’ni öğreniyorsun ama aynı zamanda şunu da öğreniyorsun: İnsanlar dünyayı anlamak için sorular soruyor.
Ben İzmir’de yaşayan sıradan bir 25 yaşında olarak bazen çok ciddi şeyler düşünüyorum, bazen de tost mu kumru mu daha iyi diye tartışıyorum.
Ve ikisi de aynı anda olabiliyor.
Belki de hayatın olayı bu:
Bir yanda antik taşlar, diğer yanda sahildeki martılar.
Bir yanda Persepolis, diğer yanda Kordon’da yürüyüş.
Ve arada sıkışmış bir ben:
“İran’ın en ünlü yapısı nedir?” diye düşünüp sonra çayı soğutan biri.