Suçsuz Yere İftiraya Uğramak: Kayseri’de Bir Gün Güne Başlarken Sabahın erken saatleriydi, Kayseri’nin dar sokaklarında yürüyordum. Hava serindi ama içim bir tuhaf gerginlikle doluydu. Dün gece, günlüklerime yazdığım birkaç cümle hâlâ gözümün önündeydi: “İnsanlar bazen en masum anılarını bile yanlış anlayabiliyor.” O gün fark etmeden, hayatımın en zor günlerinden birine adım atacağımı bilmiyordum. İşim gereği sürekli insanlarla iletişim hâlindeydim, ama o sabah herkesin yüzünde bir tuhaflık vardı. Selamlaşmalar kısa, bakışlar kaçamak. Kalbimde bir ürpertiyle anladım ki, bir şeyler değişmişti. Ve ne yazık ki, haklıydım. İftira İlk Darbe Öğleye doğru arkadaşım Can, bana doğru geldi. Gözlerinde bir tuhaflık vardı, o eski…
Yorum BırakKategori: Makaleler
Kārûn İman Etti Mi? Geleceğe Bakarken Bir İçsel Yolculuk Ankara’da yaşıyorum, 28 yaşındayım ve teknolojiye meraklı bir genç olarak kendi geleceğim üzerine sık sık düşünüyorum. Geçmişe dönüp Kārûn’un hikâyesini düşündüğümde, “Kārûn iman etti mi?” sorusu zihnimde hem bir ders hem de bir uyarı olarak beliriyor. Çocukluğumda mahalledeki küçük kütüphaneye gidip eski kitaplara bakarken, zenginlik ve güç ile inanç arasındaki çatışmanın ne kadar derin olduğunu fark etmiştim. Şimdi ise bu soruyu geleceğe dönük bir bakışla ele alıyorum: ya Kārûn gerçekten iman ettiyse? Ya etmediyse? Bu durum 5-10 yıl sonra bizim hayatımızı, işimizi ve ilişkilerimizi nasıl etkiler? Kārûn’un Hikâyesi ve Modern Hayatımıza…
Yorum BırakDavayı Kabul Etmek Ne Anlama Gelir? Hayatın İçinden Bir Bakış İzmir’in o sıcak ama rüzgârlı sabahlarından birinde, kahvemi içerken arkadaş grubumla mesajlaşıyordum. Konu bir anda hukuki terimlere kaydı: “Davayı kabul etmek ne anlama gelir?” dedi biri. Önce “Abi bu dizi izlerken bile kafayı yiyorsun” diye düşündüm kendi kendime, ama sonra fark ettim ki, aslında gündelik hayatımızda da bir sürü şekilde davayı kabul ediyoruz. “Haklıyım ama kaybediyorum” sendromu Davayı kabul etmek, kısaca, mahkeme önünde veya hukuki bir bağlamda, karşı tarafın iddiasının bir kısmını ya da tamamını doğru bulmak demek. Ama ben bunu hayatın kendi mizahıyla bağdaştırmayı seviyorum. Mesela geçen gün markette…
Yorum Bırakİşte talebinize uygun şekilde hazırlanmış kapsamlı bir blog yazısı: — Kurulum Kalifikasyonu: Geçmişten Günümüze Bir Tarihsel Analiz Geçmişi anlamak, bugünü yorumlamanın ve geleceğe dair öngörüler geliştirebilmenin en temel yollarından biridir; kurulum kalifikasyonu kavramı, bu perspektiften bakıldığında teknik yetkinlik, toplumsal yapı ve ekonomik dönüşümlerle kesişen çok boyutlu bir olguyu temsil eder. Sadece bir teknik prosedür değil, aynı zamanda iş gücü, standartlar ve toplumsal beklentilerle şekillenen bir tarihsel süreç olarak değerlendirilebilir. — 1. Kurulum Kalifikasyonunun İlk İzleri Kurulum kalifikasyonu, modern anlamıyla elektrik, mekanik veya endüstriyel sistemlerin kurulumu sırasında gerekli yeterliliklerin tespiti ve belgelendirilmesi süreci olarak tanımlanabilir. Ancak bu kavramın kökenleri çok daha…
Yorum Bırakİç İskonto Formülü Nedir? – Gerçekten Önemli mi? Tamam, lafı dolandırmayalım: iç iskonto formülü finans dünyasının biraz havalı, biraz da kafa karıştırıcı terimlerinden biri. Ama hadi kabul edelim, çoğumuz “formül” dediği zaman gözlerimiz biraz büyüyor, çünkü bu iş kulağa matematiksel ve sıkıcı geliyor. Oysa iç iskonto, doğru kullanıldığında işinize gerçekten yarayabilir, yanlış kullanıldığında ise sadece kafanızı karıştırır ve bütçenizi zorlar. İç İskonto Formülü: Temel Mantık Öncelikle ne demekle başlayalım: iç iskonto, bir finansal işlemde nakit akışlarını bugüne indirgeyerek değerini hesaplama yöntemidir. Yani, bir para bugün elinizde mi, yoksa yarın mı olacak? İç iskonto, işte bunu anlamak için kullanılan matematiksel araçtır.…
Yorum BırakResmi Tatillerde Hemşireler Çalışır Mı? Bir Hemşirenin Resmi Tatilde Çalışması: Yaşadıklarımız, Görevimiz Düşünsene, resmi tatil… Saatlerce çalışıp sonunda şunu diyebilirsin: “Yuh, tatil mi? Bize tatil falan yok!” Evet, bu yazıyı yazarken bile kafamda hep bu cümle dönüyor, çünkü İzmir’deki bir hemşirenin hayatı biraz böyle işte. Hafta sonları ya da resmi tatillerde, “Of, bugün çak bir tatil yapalım” diyen herkesin aksine, bizim işimizin “tatil” diye bir kavramı yok. Bir yandan şaka yapıp kafamıza göre eğleniyoruz, diğer yandan içimizde “Yine mi çalışacağız?” diye hayıflanıyoruz. Çünkü evet, hemşireler resmi tatillerde çalışır. Ama işin komik tarafı, biz bunu gülerek anlatırken, aslında bir nevi “tatilin”…
Yorum BırakMemurlar Ne Kadar Maaş Alıyor 2025? Hayatın İçinden Bir Bakış İstanbul’da yaşıyorum, 27 yaşındayım. Gündüzleri ofiste, akşamları ise bilgisayar başında blog yazıyorum. Bazen kendi kendime soruyorum: “Ben neden bu kadar çalışıyorum ama memurların maaşı hâlâ konuşuluyor?” İşte tam da bu soruyu gündeme getirirken, “memurlar ne kadar maaş alıyor 2025?” konusunu hem kendi gözlemlerim hem de güncel verilerle birleştirerek yazmak istedim. Geçmişten Bugüne Memur Maaşları Memur maaşları, Türkiye’de uzun yıllardır ekonomi ve siyasetin önemli gündem maddelerinden biri olmuştur. Hatırlıyorum, üniversitedeyken arkadaşlarla “memur olmak en garantili iş” diye dalga geçerdik. O zamanlar 2000’li yılların başıydı; memurların maaşı asgari ücretin biraz üstünde ve…
Yorum BırakKalıcı Ruj ve Ekonomi: Kaynak Seçimleri Üzerinden Bir Analitik Bakış Kaynakların kıtlığı ve seçimlerin sonuçları üzerine düşünen bir insan olarak, günlük hayatımızın küçük görünen soruları bile ekonomik bir çerçevede anlam kazanabilir. Örneğin, “Kalıcı ruj ne ile çıkar?” sorusu, sadece kozmetik bir mesele gibi görünse de, mikroekonomi, makroekonomi ve davranışsal ekonomi açısından ilginç analizler sunar. Bu basit sorunun ardında, kaynak kullanımı, fırsat maliyeti, piyasa dinamikleri ve toplumsal refah ile ilgili derin ekonomik bağlantılar bulunur. Mikroekonomi Perspektifi: Bireysel Tercihler ve Fırsat Maliyeti Mikroekonomi bağlamında, kalıcı rujun çıkarılması için kullanılacak yöntemler ve ürünler, bireysel karar mekanizmalarını ve tercihleri doğrudan etkiler. Bir tüketici, etkili…
Yorum BırakDiyarbakır Neyle Meşhur? İstanbul’da yaşıyorum, 27 yaşındayım, gündüzleri ofiste çalışıp akşamları blog yazıyorum. Bir gün, akşam yorgunluğuyla evde otururken, elimde bir dergiyle Diyarbakır’ı araştırmaya başladım. Diyarbakır… Evet, her insanın aklına ilk gelen şey nedir? Tarih mi? Kültür mü? Mutfak mı? Belki de hepsi bir arada. Peki, Diyarbakır’ı gerçekten neyle tanıyoruz, neyle meşhur? Hadi bunu birlikte keşfedelim. Diyarbakır’ın Tarihi ve Kültürel Mirası Diyarbakır, sadece bir şehir değil; geçmişiyle, kültürüyle ve insanlarıyla bambaşka bir yer. İstanbul’a gelip geçen biri, Diyarbakır’ın ne kadar büyük bir tarihî zenginliğe sahip olduğunu anlamayabilir. Ama bir Diyarbakırlı’yla konuştuğunuzda, o eski taşların ne anlama geldiğini, o surların ardında…
Yorum BırakUygulama Nedir? Felsefi Bir Yolculuk Bir düşünün: Sabah işe giderken aklınıza gelen bir fikir, ya da bir kitapta okuduğunuz bir ilke, günlük hayatınızda gerçekten nasıl şekillenir? Bu soruyu sorduğumuzda, basit bir “yapmak” ya da “uygulamak” cevabının ötesine geçmek gerekir. İşte felsefe burada devreye girer; uygulamanın anlamını anlamak, insan deneyiminin temel sorularına dokunmak demektir. Peki, uygulama nedir ve ne anlama gelir? Etik, epistemoloji ve ontoloji perspektifinden bu kavramı nasıl yorumlayabiliriz? Etik Perspektifinden Uygulama Uygulama, etik açıdan değerlendirildiğinde, sadece bir eylemin gerçekleşmesi değil, aynı zamanda bir ahlaki sorumluluğun ifadesidir. Aristoteles’in erdem etiği bağlamında, uygulama (praxis), sadece teorik bilgiye sahip olmakla yetinmeyip onu…
Yorum Bırak